Hayatın izdüşümüdür edebiyat, dünya aynasına. Acılar, sevinçler, mutluluklar, hayal kırıklıkları, sevgiler, nefretler.... Bu aynaya yansır; zaman tünelinde yol almanın büyüsüyle...
Enes Tuzlu, kendine has üslubuyla edebiyatı his ve düşünce dünyasında yorumluyor. Toplumun yanlışlarını eleştirel, fakat sivri ve iğneleyici olmayan şekilde dile getiriyor. Şahsı değil, davranışı eleştiriyor
Genç yaşlarda soluğunu edebiyat dünyasında alan Enes Tuzlu, "Küheylan" web sitesinde düzenli olarak yazılarını yazıyor.
Enes Tuzlu Kimdir ?
Enes Tuzlu'nun diğer yazarlardan ayrılmasının nedeni, belki de "şahsı değil, davranışı" eleştirmesi. O, bu yonüyle sivri ve iğneleyici yorumlar yapmıyor, davranışın yanlış olduğunu üslubunca dile getiriyor.
1996 yılında tam yaşanası ve ilham alınası bir şehir olan Gaziantep’te zorlu bir yolculuğa başladım. Zaman o kadar hızlı geçiyordu ki ben daha hayatı öğrenemeden hayat beni çoktan öğrenmiş, bir o yana bir bu yana savurup duruyordu. Zamanın berrak bir su misali akışına kendimi salıvermişken gözlerimi açtım. Liseye gelmişim. Ne çabuk ! Hani hayallerim vardı, düşünce dünyalarında gezinir, bazen de boğulma tehlikesi ile karşı karşıya gelirdim bu derin ve dalgalı sularda. Orta okuldayken çok çalışacak, iyi ve kaliteli bir liseye gidecektim. Çünkü hayallerim, ideallerim bunu gerektiriyordu. Ama ne yazık ki zamanın derin ve akıcılığında boğulmuş, kulaç atmasını becerememiştim. Gaziantep Sosyal Bilimler Lisesi’ne gelmiştim. Görünürde her şey güzel gibiydi. Sosyal Bilimler Liseleri yeni yeni palazlanmaya başlamıştı. Geleceğin politikacılarını, yöneticilerini, hukukçularını yetiştiriyormuş. Çok da önemli değil benim için. Benim ideallerimi, hedeflerimi, fikirlerimi, düşünce helezonlarındaki kıvranışlarımı gören, duyan bir kişi bile olsa yeterdi bana. Zamanın ilerlemesi ile birlikte edebiyata ilgi duymaya başladım –nedenini hala çözebilmiş değilim- bununla birlikte genç yazarlarla ilgilenen ve onları yetiştiren bir platformla tanıştım. Bana yazılarımın ham kokmadığını, biraz çaba ve özveri ile iyi bir yazar olabileceğimi söylüyorlardı. Beynimde şimşek etkisi yapan bu sözler beni alıp başka diyarlara sürüklemişti. Gerçekten öyle miydim ? İyi bir edebiyata mı sahiptim ? Daha doğrusu edebiyat benim için ne ifade ediyordu ? Neden edebiyat yapma ihtiyacı hissediyordum ? Bu sorular zihnimde dolaşıp dururken, şunlar belirdi aklımda: Ben edebiyatı anlaşılmak için yapıyordum. Düşünce ufkumdaki gel-gitleri anlayan kimse yokken kalemim anlıyordu beni. Sıkıntıya düştüğümde, daraldığımda sarılıyordum kalemime ve döküyordum içimi beyaz kağıtlara. Şimdi, yaşım 16. "Küheylan" adlı web sitemde yazılarımı yazıyorum. Mutluyum, inanıyorum…
DİKKAT ! GÜNAH VAR !
Her tarafta harab eller, baykuşlara bayram
Köprüler bir bir yıkılmış ve yollar yolcusuz,
Gelip uğrayanı kalmamış çeşmeler susuz
Her tarafta harab eller, baykuşlara bayram…
Tarihte belki de eşine, benzerine rastlanmamış bir devirde yaşıyoruz. İman ve
küfrün ezeli mücadelesi o kadar çetinleşti ki, her tarafta bir günah çukuru,
her tarafta bir pislik bizi kendine çekmeye çalışıyor.
Vazifemiz çok ağır, gücümüz çok az. Bu güçlüklere karşı koyabilmek, irademizin
hakkını verebilmek, insan olma şerefiyle şereflenip yüksek mertebelere ulaşmak
için, büyük bir zatın gücüne dayanmamız gerekmektedir. Çünkü bizim gücümüz buna
yetmeyecektir. İşte o zat kudreti sonsuz, ilmi sonsuz, hikmeti sonsuz olan yüce
zat Allah Teala’dır. Ancak O’na itimat ederek bu sarp yokuşlu yolları
aşabiliriz.
Kendimizi bu günah çukurlarından, pisliklerinden koruyabilmek için
maneviyatımızı koruyucu bazı önlemler alma mecburiyetindeyiz. Bunları kısaca
şöyle sıralayabiliriz:
1- Kur’an-ı Kerim
Her gün 1 sayfa dahi olsa Kur’an-ı Kerim okuyarak maneviyatımızı diri
tutmalıyız. Ayrıca okuduğumuz bölümü meal, tefsir gibi kaynaklardan anlamını
öğrenerek pekiştirmeli, sonra da bunları hayatımıza tatbik etmeliyiz. Unutmayın
ki, yaşanmayan bilgiler unutulmaya mahkumdur.
2- Zikir
Allah’ın yüce adını zikretmeyi ve peygamberimize salat, selam getirmeyi
asla ihmal etmemeliyiz. Çarşıda, pazarda, okulda, evde her zaman dilimizde
olmalı. Ağzımızı boş şeylerle meşgul etmek yerine kudsi sözlerle yüceltmek bize
yakışandır.
3-Göz Haramdan Sakındırılmalı
Ahir zamanda belki de en zor hasletlerden biri gözümüzü haramdan
sakındırmamızdır. Çok basit gibi görünen bu fiil, çok büyük öneme sahiptir.
Gözümüzü haramdan korumak için her türlü önlemi almamız gerekir. Acil bir iş
olmadıkça dışarıya çıkıp gezmemek, televizyon yayınlarından uzak durmak,
internet ortamına çok dikkat etmek, bunlardan bazıları…
4- Maneviyatı Korumaya Yönelik Kitaplar
Maneviyatımızı korumak amacıyla hep bu istikamette kitaplar okumalıyız.
Mesela Peygamber Efendimiz’in hayatını farklı birkaç kaynaktan okuyup
bitirerek, ondan gerekli dersleri çıkarmalı ve hemen hayatımıza tatbik
etmeliyiz. Veya tahkiki imanı güçlendirici akli ve mantiki delillere dayalı
kitaplar okuyarak imanımızı kuvvetlendirmeli ve dıştan gelen saldırılara karşı
savunma mekanizmamızı hazır tutmalıyız.
5- Salih İnsanlarla Beraber Olmak
“Kişi sevdiğiyle beraberdir” Hadis-i Şerif
Her zaman salih insanlarla beraber oturup kalkmalı, onlarla din, iman ve hizmet
konularında konuşmalı, her konuşmamızda da ilmimizi yükseltmeliyiz. Aksi
takdirde, “meşgul olmayanı meşgul ederler.”
6- Gözyaşı
Gözyaşı sihirli bir iksirdir. Bir gece yarısı uyandığımızda, güzel bir
abdest alıp sonra 2 rekat namaz kılmalı ve ardından dua dua yalvarmalıyız.
Dualarımız öyle içten, öyle samimi olmalı ki gözyaşlarımız çağlayan olup
akmalı.İşte böyle bir dua, melekleri dahi hizaya getirir !
---
Allah günahlarımızı af buyurarak, bizleri sırat-ı müstakim(istikamet üzere olan
yol)’de daim eylesin.
Enes Tuzlu ile buradan iletişime geçebilirsin.